22 Aralık 2008 Pazartesi

19 Aralık 2000 Hapishaneler Katliamının Yıldönümünde TMMOB Birimleri Dedemanlarda Eğlence Düzenliyor

Ülkemiz tarihi halka dönük birçok katliamla doludur. 1977 1 Mayıs katliamı, 1978 Maraş katliamı, 16 Mart katliamı, Sivas katliamı, Gazi katliamı bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bu katliamlardan biri de bugün 8. yıl dönümü olan, 19 – 22 Aralık 2000 tarihinde “Hayata Dönüş” adıyla yapılmış hapishaneler katliamıdır.





19 – 22 Aralık 2000, ülkemiz hapishaneler tarihinin en büyük katliamının tarihidir. “Hayata Dönüş” operasyonu ile ülkemizde 1974 yılı Kıbrıs Harekâtı'ndan sonra en büyük askeri güç (20.000 asker, 20.000 bomba) kullanılarak 28 hükümlü ve tutuklu katledilmiştir. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit; “Hapishaneler sorununu çözmeden, IMF programının uygulanamayacağını” söyleyerek katliamın emperyalist politikaların uygulanabilmesi açısından bir zorunluluk olduğunu ifade etmiştir. Bu da konunun yalnızca siyasi tutukluların değil, tüm halkın sorunu olduğunun en özlü ifadesidir.






19 – 22 Aralık 2000, ülkemiz hapishaneler tarihinin olduğu kadar dünya hapishaneler tarihinin de en büyük katliamlarından birinin ve bu katliama karşı cansiperane direnişin tarihidir. Bu nedenle 19 Aralık, uluslararası düzeyde “Uluslararası Tecritle Mücadele Günü” olarak ilan edilmiştir. Başka bir deyişle bu tarih, ülkemiz sınırlarını aşmış, dünya çapında bilinen bir tarih haline gelmiştir.






Her 19 Aralık'ta birçok tutuklu yakını hapishane önlerine gidip karanfiller bırakarak yitirilenleri anar. Birçok demokratik kitle örgütü ülkemizde ve dünyada paneller, sempozyumlar düzenler, hapishanelerdeki devrimcilerle dayanışmalarını dile getirir, “19 Aralık'ı, katledilenleri ve tecridi unutmayacağız, unutturmayacağız” derler.






19 Aralık, aynı zamanda tüm halka dönük bir gözdağıdır. 19 Aralık'la halka “Hakkını ararsan, direnirsen seni F tipi hücrelere atarım, tecrit ederim, üstüne istediğim gibi kurşunlar, bombalar yağdırırım, hiç kimse senin sesini bile duymaz” denmiştir. Amaç susturmak ve unutturmaktır. İşte bu nedenlerle tecride karşı uzun yıllar süren bir direniş gerçekleştirilmiştir. Bu direnişte hapishanelerde ve dışarıda 122 insan hayatını kaybetmiş, yüzlercesi sakat kalmış, büyük bedeller ödenmiş ama sonuçta susulmamış, unutturmaya izin verilmemiştir.






Peki, 19 Aralık egemenlerin sömürü, baskı ve sindirme politikalarının en somut ve vahşi ifadesiyken, dünya direniş tarihine geçmiş önemli bir günken, mühendis-mimar örgütümüz TMMOB 19 Aralık'ın 8. yıldönümünde ne yapmıştır?



Bir mezar anmasına mı gitmiştir? HAYIR.



Bir panel, bir sempozyum mu yapmıştır? HAYIR



Hatta ve hatta bir yazılı basın açıklaması bile yapmamıştır. Böyle günler TMMOB etkin yönetim anlayışının gündeminde yoktur. TMMOB etkin yönetim anlayışının gündeminde “Emniyet Müdürlüğü'nün iftarına katılmak” vardır ama devrimcilerin katledildiği, tüm halka gözdağı verilmeye çalışıldığı 19 Aralık'la ilgili basit, küçük bir şey yapmak bile yoktur.



Peki, TMMOB yönetimi 19 Aralık'la ilgili bir şey yapmıyor, TMMOB'ye bağlı oda ve şubeler neler yapıyor?



İşte birkaç örnek:



MMO Ankara Şubesi, mesleğinde 25, 40, 50 ve 60. yılını tamamlayan üyelerine 19 Aralık 2008 tarihinde yapılacak gece ile plaket veriyor.



İMO Ankara Şubesi de 19 Aralık 2008 tarihinde “Meslekte 25. yıl ve 40. Jübile Yemeği” veriyor. Konuk sanatçı ise Özdemir Erdoğan…



EMO Ankara Şubesi ise 19 Aralık Cuma gecesi Dedeman Oteli Avizeli Salon'da meslekte 40., 50. ve 60. yıllarını dolduran üyelerine plaket vereceği bir gece yapıyor. Gecede Feryal Öney sahne alıyor.






Bu örnekleri görünce çok fazla bir şey söylemeye de gerek kalmıyor. Söylenebilecek tek şey belki de “Bir de zil takıp oynayın!” demektir.






Günler torbaya mı girmiştir? Gece yapacak, eğlenecek başka gün kalmamış mıdır? Kimse “unuttum” diyemez ya da “yoğun etkinlik programımız vardı”, “bu tarihin dışında başka bir gün uygun yer yoktu” gibi gayri ciddi cevaplarla bu konuyu geçiştiremez. Böyle deniyorsa devrimci demokrat duyarlılık nerede kalmıştır? 19 Aralık katliamının yıldönümünde, üstelik bu büyük katliama ilişkin tek bir söz söylememiş, tek bir etkinlik yapmamışken, bu tarz etkinliklerin düzenlenmesinin devrimci demokratlar nezdinde herhangi bir haklı açıklaması olabilir mi? 28 devrimcinin katledildiği, filmlere kitaplara konu olan, dünya çapında “mücadele günü” olarak tespit edilmiş bir günde bu davranışları sergileyenlerin toplumsal mücadeleye dönük iddiaları da sorgulanır.






Bizler devrimci, demokrat ve yurtsever mühendislerin sesi olan + İVME Dergisi olarak “dünyanın neresinde haksız yere bir tokat patlasa birinin yüzünde, onu yüreğimizde hissediyoruz.” Devrimciliğin ve demokratlığın, insanlığın yaratmış olduğu tüm mücadeleler ve direnişler tarihini sahiplenmekten ve geliştirmekten geçtiğini biliyoruz. Sistemin önemsizleştirme ve unutturma politikalarına karşı buradan bir kez daha tekrarlıyoruz:






Unutmayacağız, Unutturmayacağız!








Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+ İVME

Hiç yorum yok: